Her şeyde bir neden aramak bazen insanı çıkmaza sürükleyebilir. Mesela Yaratıcı hakkında, zatı hakkında düşünmek insanı çıkmazlara sürükler.
İnsanın ‘niçin’lerine en güzel cevabı bulabileceği yer kitaplardır. Kitabı hep ‘en iyi arkadaş, en iyi dost’ şeklinde tanımlarız ama ilginç olan, onunla hiç dostmuş gibi bir kaynaşma içerisine girmeyiz. Onu alıp kütüphanemizin tozlu raflarına hapsetmeyi marifet sayarız.
İnsan eline kalemi aldımı yazmayı istiyor her şeyi bir solukta. İçimde o kadar şey birikiyor ki bu ara, yazma ile bunları dökmesem dışarı, çıldıracak gibi oluyorum… İçim dışarı dökülmeli illa ki… Bir çoğumuz dünya hayatının kısacık olduğundan, bu kısa yaşamda önemli şeyler yapıp, güzel izler bırakmak gerektiğinden bahisler açarız… Bu güzeldir.
Dünya yaşantısının kısalığını hatırlamak ve hatırlatmak güzeldir. Fakat bir çelişki var bunu söyleyen çok kimsede! Oda kendi yaşantısında bu gerçeklikten en ufak bir belirtinin dahi olmaması. Yani dünya hayatı kısa diyoruz ama kendimiz bu gerçeklikten bi-haber yaşıyoruz…
'Ağlama karanfil, beni de ağlatma, sil gözyaşlarını…' Bu şarkıyı nedense her duymamda acı bir çığlık atar gibi gelmiştir bana. Acı çığlık diyorum çünkü normal bir çığlık olsa, binlerce insan dinlerken gözyaşı dökmezdi…
Son günlerde bir şarkı daha girdi hayatıma... Farid Farjad’ın Robabeh Jan isimli enstrumantal eseri…
'Kemanı ağlatan adam' diyorlar ona. Bu doğru ama sanıyorum bir şey daha yapıyor bay Farjad, kemanı ağlatırken, kendide ağlıyor, dinleyenleri de ağlatıyor...
Bir kitabı anarak başlasam yazıma olur mu? Daha çok yenilerde Serdar Özkan’ın Kayıp Gül’ünü okudum da. Yapımda, ‘çok popülerleştirilmiş kitaplar’ı okumak yok aslında ama bu kitabı okudum ve Kayıp Gül’ün bunlardan olmadığını anladım.
Bu kitabın, üzerlerinde çok paralar harcanmış, reklam edilmiş bir Orhan Pamuk bir Elif Şafak gibi birer ‘proje eseri’ olmadığını, içten ve sıcak bir dille kaleme alındığını gördüm.
34 dile çevrilmiş, bir çok ülkede satış rekorları kırmış bir eser Kayıp Gül.
Yalnız kalmayı, kimsenin suratına bakmamayı seviyorum bu günlerde… Zamanların durduğu anlar vardır ya, öyle bir andayım. Zaman durdu bir kere benim için… Eskilerdeyim şimdilerde, o çok sevdiğim zatlarlayım düşlerimde…
Bu nedenle günümüz dünya insanından uzaklaşmak istiyorum, kimseye bakmak istemiyorum, kimse de bana baksın istemiyorum. Görmeyen insan’ın bakışından ne hayır gelir ki! Gözler açık ama gönüller kapalı şimdi insan’da. Ağlıyorum şimdi… Ağlanılacak o kadar çok şeyimiz birikmiş ki, dünya yüzeyinde… Merhamet beslesin diye kalbimiz, ağlayalım…