
Merhametten uzaklaşmış gönüllerimizin yumuşaması, ‘insan’ olduğumuzu hatırlamak için, ağlayalım. Modern dünya denilen bir kıtada, herkesin gözü önünde insanlar bir yerlere tıkılıp, topluca öldürülüyor… Satmadığımız topraklar, şimdi eli kanlı katillerin elinde ve şimdi insandaşlarımız katlediliyor… Kapkaranlık dünyamızda, çocuklar ölüme doğuyor adeta. İnsanlık ölüyor, öldürülüyor oralarda! Ama duymuyoruz bile bunu… Duymuyor merhametten uzaklaşmış kalplerimiz. ’Bir dilim ekmeğe, bir yudum suya muhtacım’ diyen çocuğun feryadı karşısında nasıl ağlamayalım! ‘Sen okula başladığında ben savaşta olacağım’ diyordu o minik kız çocuğu …
‘Ne zaman ulaşacak sana feryadım, ahım…’ diyordu… Ne kadar acı verici bir feryat değil mi bu ! Özledim çok… Seni çok özledim Fatih Sultan Mehmed’im. Seni çok özledim Osmanlı’m. Sen gittiğinden beri kan ve gözyaşı yer yüzünden hiç eksik olmuyor… Yer yüzünün adaleti zalimlerin elinde şimdi... Ve ‘insan’ inim inim inliyor her yerde! Nasıl özlemem seni Fatih.
Sen herkesin can ve mal güvenliğini sağlarken, karanlık bir devri sona erdirmiştin… Şimdi de karanlık bir devirdeyiz. Bir Fatih gelip bu karanlığı boğar mı acaba bir kere daha? Aydınlık bir dünya görür mü bu ağlayan gözlerimiz? Son bir şey, merhamet edelim önce kendimize, sonra tüm insanlığa… Ağlayalım, ağlamaktan korkmayalım. Ağlayalım ki, ağlayan insanları anlayabilelim. Ağlamayan bir gönül, nasıl anlasın ağlatılan bir insan kardeşini!
501 defa okunmuş
Yönetici
26 Mayıs 2011 / 23 : 27
0 yorum