
Bayrama bu güzel şehirde merhaba demek istedim. İlk bayramım değil elbet benim bu şehirdeki. Güzel geçirdiğimiz bir ramazan ayının sonundaki bayrama da, bana bu güzel ramazanı yaşatan şehirde, İstanbul’da merhaba demekte ayrı bir güzellik tabi. Bayram namazları özellikle çocukluğumuzun en unutulmaz hatıralarını saklar hep hayatımızda. Unutamayız bayram namazlarını. Sonrasında çıkıp büyüklerimizle bayramlaşmayı, onların elini öpmeyi, verilen harçlıkları ceblerimize boca etmeyi unutamayız.
Bayramlar hem acı hem de tatlı binler hatıra saklar hepimizin yaşamında. Acı hatıralar sanırım genellikle kaybedişlerden dolayıdır. Geçen bayram beraberdik bu bayram yok deriz. Hüzünleniriz, acı bir tebessüm ederiz. Bazı gidişler geri dönüşü olanlardır, bazıları ise dönüşü olmayan kaybedişlerdir...
Bir insanın manevi bir kazancı olmazsa, para pul gibi basit dünya şeyleriyle kim ta dünyanın bir başka ucuna gider; ailesinden, tüm akrabalarından, ülkesinden ayrı düşer!.. Gidenler var, hem de çok. Onları hatırladım bayram namazı çıkışı. Selim İleri’nin deyişiyle 'gözlerime yaş boca edeyazdı' nerdeyse, kendimi eve zor attım. Sırf tüm dünya bayram etsin diye ismini bilmediğimiz yerlerde at koşturan, kendi benliklerini hatta bırak kendilerini her şeylerini unutan, geride bırakan birilerini anımsadım. Tüm dünya insanı bayram edinceye kadar, kendilerine bayramı haram eden birilerini yad etmekte bana bayram sabahı nasip oldu.
Bayram sabahı o insanları hatırladım. Kendimden utanmalı mıyım bilmiyorum! İstanbul’un, ülkemin, ailemin, dostlarımın hepsinin her daim yanımda olduğu bir hayatın kollarındayım… Dünyanın bir başka yerinde ‘insan’lar aç oldukları için ölüyorlar, hastalıkların pençesinde yaşama tutunmak istiyorlar ama tutunamayanlar daha fazlalıkta. Nasıl yani, siz anlayabiliyor musunuz sorun vicdanlarınıza ‘açlıktan ağlamak’ nasıl bir şeydir!..
‘Siz hiç açlıktan ağladınız mı’ diye bir cümle vardı nette dolaşan görenleriniz vardır muhakkak. Biz bırakın yaşamayı böyle bir şeyi, bu duyguyu; hissedemiyoruz bile, nasıl bir şeydir bu! Açsınız ama yiyebileceğiniz hiçbir şey yok… Bir gün geçiyor, yok… Yarın, yine yok. Günler geçiyor hala yok. Yok işte.
Bir sanatçı dedi ya Somali dönüşü; “ bunlar insansa biz neyiz, biz insansak bunlar ne!”… Sahiden biz neyiz?
Bayram bayram çok mu karamsarım! Yok benimki karamsarlık değil, benimki geleceğe umutla bakmanın adı. Yapılan güzel şeyleri gören insan nasıl umutlanmaz ki. Karamsar, olumsuz hiç değilim, tam tersi, tüm hüzünlerin sonunda muhakkak büyük sevinçler yaratılır, bunu biliyorum. Sabredebilirsek...
Tüm dünyanın akıl tutulması yaşadığı, bir bencillik asrının karanlıklarında boğulduğu günümüzde, bizim fedakarlık, başkasını düşünme, yardım etme gibi duyguları yaşatmamız gerek miyor mu ayrıca?
Kendimiz bayramı yaşarken, lütfen başka insanlarında en az bizim kadar 'bayram'ı hak ettiklerini unutmayalım...
Güzelliklerle dolu nice mutlu bayramlara…
( 30 Ağustos 2011 08:25, İstanbul / Çamlıca )
70 defa okunmuş
Yönetici
28 Ekim 2011 / 02 : 57
0 yorum