
Hayır, zaman susma zamanı değil! Konuşmalı belki de, haykırmalı her şeyi bir çırpıda…
Gözlerimin önünden gitmiyor hiç o fotoğraflar. Kan revan içinde kalmış bir araba, bir yemekten dönen dört genç kızın kan izlerini taşıyor gözümün önünden gitmeyen o fotoğrafta.
Bir coğrafyayı kanla dize getirmeye çabalayan insancıklar…
Ne demeli bilemiyorum. Bir zaman geliyor söz bitiyor çünkü. Sus pus oluyor insan. Ne dese yarım kalacak çünkü…
Ama benim bir çift lafım var bu yazı vesilesi ile…
Annelere…
Hani şu tülbentlerini yerlere atmışlardı ya, bu kan akıtan dağdakiler öldürülmesin diye. İşte onlara bir çift sözüm var.
Anne, sen kutsal bir varlıksın benim için. Cennet’i senin rızana bağlamış islam peygamberi…
Anne, islam peygamberi, bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir buyurmuş 14 asır önce…
Sen nasıl olurda genç kızları, hamile kadınları katletecek kadar insanlığını kaybetmiş varlıkları savunursun bize!
Anne, iyi değilsin sen, senin aklını başından almışlar. Bakıyorumda sana, benim kutsal saydığım, değer verdiğim anne tanımına girmiyorsun hiç. Anne merhamet abidesidir her zaman. Canını verir gerekirse evladı için, o derece merhametlidir…
Sen kim için tülbentini yere bırakıyorsun baksana bir. Bak nolur anne! Hala varsa içinde biraz insanlık kırıntısı, bak neler göreceksin orada…
Kan göreceksin, çocuk cesetleri göreceksin, kurşunlara hedef olup, karnındaki bebeğinin kendisine bir gün sonra kavuştuğu, cennette gezen anneler göreceksin.
Ne suçu vardı o kadının anne, o doğmamış bebeğin günahı neydi! Bakabiliyor musun yüzüne şimdi o kadının! söyle yüzünü kaldırıp bakabiliyor musun ? Bakamıyorsun değil mi. Sende onun gibisin çünkü, evet annesin çünkü…
Sen kimi savunuyorsun peki anne? Nasıl yaparsın bunu bize, nasıl yaparsın ya!
Nerede senin vicdanın, nerede aklın, nerede merhametli kalbin anne!
Nerede kaldı sizin sevgi dolu dünyanız?
Midyat’ın bir köyünde misafir kaldığım 15 gün boyunca bana hayatımın en güzel ev sahibi örneği sergileyen kadında anneydi, sende annesin!
Sen böyle yaparsan nasıl bitecek bu akan kan! En merhamet sahibi varlık olan anne bile kanı savunursa nasıl bitecek!
Etrafına şöyle bir bak anne, alnını secdeye koymuş birilerine rastlayacaksın, belki sende koyuyorsun gün aşırı o alnını secdeye… O secdenin sahibinden de mi utanmıyorsun birazcık!
Anne, dağdakilere dokunulmasın diye, o yere serdiğin beyaz tülbent var ya, onu al eline bir kere daha ve bak bakalım rengi nasıl şimdi onun!
Sen o beyaz tülbentinle savundun diye, bir anne karnındaki çocuğu ile öldü anne! Dört tane genç kızın vucüduna ikiyüz tane kurşun sıkıldı anne…Gidip mezarlarına da beyaz tülbent bırakırsın artık sen, az bir yüzün kaldıysa bakabilecek!
Anne, sana son sözüm, o beyaz tülbentine kan bulaştı, damlayan kanı gör artık nolur…
80 defa okunmuş
Yönetici
28 Ekim 2011 / 03 : 10
1 yorum